Kısa HikayelerSinan Korkmaz

Hikaye Oku; “Arif Haşerat”

Hikaye Oku

Hikaye Oku; “Arif Haşerat”

Köyün birinde pis boğazıyla bilinen iri yarı, ter kokulu, kahverengi ceketli, esmer, kel kafalı, orta yaşlarda bir adam yaşıyordu. Ne bulduysa yiyor tadına tuzuna bakmıyordu. Kurumuş böcekleri, pencere kanalında gebermiş sinekleri, bodrum katta telef olmuş tüm haşeratı bir lokmada mideye indiriyordu. Ayrıca uzun bir deyneği de vardı. Bunun ucuna file bağlamıştı. Bazı geceler penceresi açık mutfaklardan yiyecek aşırı ahaliyi deli ederdi. Onun bu huyunu bilen ve yemek artığı olan evler Arifi davet edermişcesine mutfak penceresini açık bırakır ne var ne yok temizlettirirlerdi. hikaye

Midesinde öpütücü metaller vardı sanki. Bir çekmeye koskoca armudu yutar, sapını çöpünü yere sererdi imansız… hikaye

Onun bu hali kimini kızdırır kimini de güldürürdü. Düğünlerin, mevlitlerin baş tacıydı. Aşçının yanından eksik olmazdı. Numune alır yemeği kontrol eder servis de yapardı. Köy civarındaki yerleşkeler onu tanırdı. Kasabaya iner lokantaları gezerdi. Bir keresinde vali ve diğer devlet adamlarının iftar yemeğinde aşçıyla kavga etmiş jandarma zoruyla oradan uzaklaştırılmıştı. öykü

Statü, rütbe, makam, mevki umrunda değildi. Bi kürkim var atarım nerde olsa yatarım diyip yemesine içmesine bakardı. Bazı cenaze merasimlerimde gittiği köyde yatılı kalırdı. Bir gece yatılı kaldığı cenaze evinde ahşap evin üst katından merdivenlerden yuvarlanmış ev halkını feci korkutmuştu. hikaye

Almanyadan temelli dönüş yapan köyün bir ileri geleni kurumuş böcek çeşitlerinden koleksiyon yapmaya başladı. Bulduğu ölü kelebek, karınca, haşerat gibi böcekleri marangozda yaptırdığı dolapta topluyordu. Bir gün Arifi de çağırmış topladığı böcekleri göstermişti. Arif kuru hayvanları görünce ağzı sulandı. Nasılsa adam daha çok toplayacaktı o yüzden yemek için aceleci davranmadı. öykü

Almancı adam kırlarda, ovalarda ne zahmetlerle haşerat topluyor koleksiyonunu çoğaltmaya çalışıyordu. Arifin umrundamıydı? Onun derdi bütün haşeratı bir nefeste mideye indirmek ve sindirim sistemine bayram yaptırmaktı. Gün gün kurumuş haşerat ufak çuvallarda birikiyordu. Binbir türlü böcekler Arifin iştahını kabartıyordu. hikaye

Operasyon yapacaktı ama nasıl? Almancı tabancalı toplu tüfekli adamdı. Ya beni vurursa diye endişe de ediyordu. Cesaretini bi şekilde toplamalıydı. Yoksa haşeratı zıkkımlanamayacaktı. Günler birbirini kovalıyordu. Almancının neşesi yerindeydi. Arif de zaman zaman yanına gidip istif konusunda yardımcı oluyordu. Harçlığını çıkarıyor, lokantadan yemeğini de bol bol yiyordu. öykü 

İyice alıştılar birbirlerine. Sanki asker arkadaşı gibiydiler. Şakalar, gezmeler, tozmalar. Arif eskisi gibi mevlitlere, cenazelere gitmiyordu. Kendini esnaflık programına hazırlayan biri gibiydi. Almancının odası sanki koleksiyon değil dükkan gibiydi. Raflar, masa, camekan. Arif de işletme müdürü… Hikaye

Almancının yakın dostu Profesör Falco gezmeye gelecekti. Arifle hazırlık yaptı Almancı adam. Temizlik, düzen…

Ertesi gün profesör köye geldi. Hoş sohbetle hasret giderdiler. Profesör iyi derecede Türkçe biliyordu. Arife de hemen ısındı. Onda bir tuhaflık olduğunu farketti. Birlikte yemek yediler. Profesör Falco Arifin yeme alışkanlığı üzerinde bir çalışma yapmaya kadar verdi. Falco bir genel cerrahtı. Yandal olarak diğer alanlarda da ihtisas yapmıştı. Arife bir ilaç yazdı. Yeme bozukluğuna çare olacaktı. Öykü

Meğer Arifin çok yeme alışkanlığı ruhsal bir sorundan kaynaklıydı. Bu sorunun ardında da bir genetik rahatsızlık yatıyordu. Almancı adama Arifin tedavi sürecini anlattı. Profesör emekliydi. Arifi iyileştirmeden ülkesine dönmeyecekti. Yemin etmişti. Arife yeni bir beslenme programı ve değişik ilaçlar verdi. Ayrıca birlikte bir tıp fakültesine giderek çeşitli tetkikleri aldılar. Oradaki hocalarla durumu değerlendirdiler. Arif artık obur değil kibar adam olacaktı. Az öz yiyecek ve doyacaktı. Dört ayın sonunda Arif tam 20 kilo verdi. Yüz kilodan seksene indi.

Başarılı bir şekilde tedavisini oldu. Alman profesörle vedalaştılar. Seneye tekrar buluşmak üzere ayrıldılar. Uçak kalktı. Arif ve Almancı adam köye döndü. Bir kaç gün daha kırlardan böcek topladılar. Almancı adam Arifi koleksiyon sorumlusu olarak işe aldı. Artık böcekleri yemiyor, onlara sahip çıkıyordu. Oburluk hastalığı da düzelmişti. Hikaye

SON

Sinan KORKMAZ – Düzce

hikaye, hikaye oku, öykü, öykü oku, masal, masal oku, komik hikayeler, düşündüren hikayeler, ilginç hikayeler, Sinan Korkmaz Hikayeleri, kısa hikayeler,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu