Kıymetli Yazarlarımızdan SeçmelerQayıbova Aytac  

Hikaye Oku – Arca “Urazların Son Bahadırı” 9. Bölüm 

Hikaye Oku

Hikaye Oku – Arca “Urazların Son Bahadırı” 9. Bölüm 

Hikaye okuma, Az önce Giray’a sarılan Mergen şimdi tüm gücüyle onu itmişti. Giray’ı hedef alan zehirli okun karşısına siper olan Mergen yaklaşık 5 saniye ayakta kalabilmişti. Tam yere düşecekken Giray’ın hızlı davranması üzere onun kollarına düşmüştü başı. Evet Giray’ın sorusuna bir cevaptı bu aslında. Mergen de ona sevdalıydı ve ömrünü Giray’a emanet değil feda etmişti şimdi. Geri dönüşü yoktu, biliyordu bunu. Sevdiği bahadırın kollarında veriyordu son nefesini. Emanet edecek tek şey vardı şimdi kendisinden geriye kalacak. Deli dolu oğlu, simsiyah yelesiyle tüm atlara meydan okuyan Öktemi bir başına kalamazdı. Ona en iyi sahip çıkacak kişi Erkin Giraydı. Yarım kapalı gözlerini son kez dikti bahadırının gözlerine Doğanay. Öktem,- dedi. Öktem sana, sen Tanrıma emanetsin, dedi… Hikaye okuma

Hayatını, hem de bir kere değil iki kere hayatını kurtaran, atını, Arcasını ona yeniden bağışlayan, gönlüne sevda tomurcukları serpen kadın, Erkin Giray’ın kadını Doğanay Mergen yine onun için kendini feda etmiş, kollarında can vermişti..

Sevdalısının başını hafifçe yere serdiği ebasının üzerine bırakarak bir hışımla dönmüştü geriye doğru Giray. Metrelerce mesafeyi bir kaç adıma sığdırmış ve kendisini elleriyle Pusat’ın boğazını sıkarken bulmuştu. Daha ilk cümlesinde işini bitirmeliydi o mel’hunun. Doğanay’ını ondan almadan önce bitirmeliydi. Önce dilini kesmiş, sonra kafasını indirmişti Pusat’ın. Ama içi hiç soğumamıştı. Pusat’ın gebermesi Mergen’i geri getirmeyecek, acısını dindirmeyecekti. O an bir şey farketti, Giray. Güzeller güzeli kızı, Arcası deminden beri ses etmiyordu, Mergen vurulmuştu ama Arca arşı sallamamıştı. O an kulakları uğultulara mesken olmuştu işte. Öktem Arcanın göğsüne saplanan oku çıkarmaya çalışıyor ama başaramadığı için ayaklarını yere döverek, kişniyordu. Belliki Arcaya odaklanan Öktemin Doğanay’dan haberi yoktu. Dünya yeniden kararmaya başlamıştı Giray’ın gözlerinde. Sağında Arcası, Alaca Atı, yoldaşı, solunda Silahdaşı, sevdası, yarası, kadını, kurtarıcısı Doğanay cansız yatıyordu. Aynı anda bir yüreğe iki kayıp, iki sancı, iki hançer sığdırmıştı Giray. Bir yiğidin, bahadırın hem kadını hem atı aynı yaydan çıkan okla elinden alınmıştı. Dizleri üzerinde yere çöken Giray ellerini arşa kaldırarak öyle nare çekmiştiki Altay Dağlarında duyulmuştu sesi. İnay Büge bile geri dönmüş, gördüğü manzara karşısında donakalmıştı. Acımıyordu Giray’a, tuhaftı ama canı acıyordu. Az evvel bahadıra emanet edip gittiği kadın şimdi yerde cansız yatıyordu. Bir burukluk sarmıştı içini. İçten içe Mergen’e olan  hayranlığı büyüyüp, bağlılığa geçmişti sanki. Hatta beğeniyordu onu ama yüreği başkası için çarpan kadına gönül açmak yakışmazdı ona. İnay Büge nasıl olurda bir Saylan olabilirdi hala akıl alır cinsten değildi. Ama olan ortadaydı işte. Hiç kimsenin mecali kalmamıştı artık tek kelime sarfetmek için. Olcayto Yalın önderliği gereyi kendine düşeni yapmalıydı. Tuna kafilesi toplanmaya başladı ve naaşlarını da alarak yola çıkmak için hazırlandı. Giray çaresizce çöktüğü yerden ayağa kalkarak İnay’a doğru yürüdü. ‘Ağabeyinin kellesini aldım, verdiklerime karşı değil, ölçülemez benim kayıplarımın değeri. Ama şayet kısasım kısas dersen, işte ben işte meydan..!’ Hikaye okuma

Giray yine tam bir bahadır gibi davranmıştı. Bu yiğitlik karşısında İnay yapabileceği tek şeyi yapmış, sadece elini uzatarak aff dilemişti tüm olanlar için. Ama yapılacak bir şey yoktu artık, yaşananlar yaşanmıştı. Kafile yola dizilmiş, Tuna ovalarına doğru gitmekteydi. Giray’la Öktem bir birlerine sığınmış, bakışları yere dikili dönüyorlardı ovaya. Mergen’i kucağında götürmüş, kimseye dokunmak için rıza göstermemişti Giray. Kafile ovaya vardığında şafak söküyordu. Günlerdir bekleyen Tunalılar kafilenin önünden gelmekte olan atlının siyah bir Tülbent salladığını görünce kızılca kıyamet koptu. Kara haber vardı, belliydi. Kimin olduğu önemini yitirmiş, kadınlar Sagular söylemeye başlamış, bahadırlar Yuğ için hazırlık görüyorlardı. Ve işte o an…

Giray’ın göründüğü an tüm sesler kısılmıştı. Baba Sergen oturduğu büyük taşın üzerinden ağır ağır ayağa kalkıp sadece üç adım öne gelmeyi başarmıştı. Dizleri titremiş, iki damla yaş düşmüştü gözlerinden. Altay Toprakları, Tanrı Dağları bu gün hem Mergen Doğanay’ı hem de Alacanın Arcasını son kez yeryüzünde ağırlayacaktı. Giray başını yerden kaldırmıyor, öylece Mergen’in solgun yüzüne bakıyordu. Yuğ Töreni düzenlenmiş, her şey hazırlanmıştı. Önce Arca mezarına konmuştu. Giray Alaca kızıyla son kez vedalaşmıştı. Sagucular Doğanay’ı hazırlamış, Giray’ın isteği üzerine saçlarına düğün temezzisi takılmış, üzerine yeleği, ayağına kunduraları giydirilmiş ve gözlerine de hızma sürülmüştü. Giray son kez bakıyordu sevgilisine, nişanlısına, eşine, kadınına, silahdaşına, yoldaşına,,, son kez görecekti Doğanay’ını…

Manzara karşısında diller lal olmuş, gözler tek noktaya kilitlenmişti. Olcayto Yalım ellerini göklere doğru kaldırarak; ‘Gelin toprağına çeker deyip düğün kurmaya niyetlenmiştim ben. Gelinimi toprak çeker deyipte yuğ kurmak nasip oldu..’ diyerek feryad etmiş, her kes için için gözyaşları dökmüştü. Mergen’e veda zamanı gelip çatmış, Giray’ın ve Öktemin sesi arşa varmıştı. Erkin Giray şimdi o bahadır değildi. Tükenmiş, bitmiş, sönmüştü artık. Doğanay mezarına bırakılmış, tören bitmişti. Ne Giray ne de Öktem mezarın yanından ayrılmamış, Mergen’i yalnız bırakmamışlardı. Günlerce, gecelerce, aylarca beklemişlerdi aynı yerde.

O gün aslında yalnızca Mergen Doğanay’ı ve Alaca Atı Arcayı değil, Uraz soyunun son bahadırını da mezara koymuşlardı. Giray o gün yemin etmişti, sevdaya da, sevdalılara da, bahadırlığa da tövbeliydi. Olcayto Yalım oğlunun asla evlenmeyeceğini, Uraz soyunun yüzyıllardır süren varlığının sonuna geldiğini biliyordu artık. Günden güne zayıflayarak bitkin düşen oğlunun derdine fazla dayanamayan Olcayto Yalım ve hatunu bir kaç sene sonra hakkın rahmetine kavuşmuştu.

Tunalılar Saylan topraklarından ayrıldıktan sonra Pusat öldüğü için ovaya önderlik kardeşi İnay Büge’ye geçmişti fakat İnay Saylanları azad ederek atı ve kuşağından başka birşey almadan Bozkır çöllerine doğru gitmiş ve yıllar yılı sürekli çöllerde dolaşıp durmuş.

Yıllar geçti ama mezar aynı mezar, acı aynı acı, yara aynı yaraydı. Öktem iyice yaşlanmış ama hala sadakatinden ödün vermemiş, Giray’dan ayrılmamıştı. Kazavu kader bir gece Öktemi de çekip almıştı Giray’ın elinden. Sevdiği herkes, her şey topraktı şimdi. Günbegün acıları çoğalan, beli bükülen, ellerinin esmeleri çoğalan, bir zamanlar Uraz soyunun aslanı, bahadırı olan Erkin Giray sonuna varmıştı artık. Asasına tutunarak nefes nefese tepeye ulaşan Giray dizleri üzerine çökmüş, son kez gökyüzüne bakmış ve bir zamanlar kadının başını kendi dizlerine bıraktığı gibi, kendi başını da Doğanay’ın mezarına bırakmıştı..

SON

Yazar: Qayıbova Aytac

1- Bölüm

2- Bölüm

3- Bölüm

4- Bölüm

5- Bölüm

6- Bölüm

7. Bölüm

8. Bölüm

9. Bölüm

Hikaye, öykü, hikaye oku, hikayeler, hikaye okuma, hikaye sitesi, kahramanlık hikayeleri, Türk hikayeleri, Qayıbova Aytac hikayeleri, Qayıbova Aytac, Arca, Hikaye örneği, kısa hikaye, hikaye arşivi,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu